bana acıma, acıma ona

bana acıma. acıma ona. bir insan nasıl iki kez gidebilir aynı insandan ve bir kapı içeriden nasıl açılmaz? soru işaretlerimden tiksiniyorum.

kendimi komik duruma düşürmekten nasıl vazgeçeceğim, kendime gülmeden?

yere oturdum odada. duvarın dibine. dizlerimi karnıma çektim. kahve yapmıştım, onu içerek oturdum. bilmediğim birisine ait bir klasik müzik eserini dinledim. fondaki yağmur seslerinin bestecinin marifeti olduğunu sanmıyorum.

isterdim. bekleyecek bir şeyler olsun istiyorum. mesela Beşiktaş'ın maçı olsun, hafta sonunu iple çekeyim. mesela beni seven birisi olsun, uzağa gitsin, dönüşünü bekleyeyim filan. ama sadece filan.

bize kötülük yapanları...

(böyle yarım bırakılmış bir yazı. eskilerin arasında buldum. tamamlanmayı bekleyen yüzlerce yazı gibi, boynu bükük kalmış bu da. kim bilir belki de tamamlanmıştır da ben farkında değilimdir. bize bilerek, isteyerek kötülük yapanlara dair söyleyecek ne sözü olabilir ki zaten insanın. saçma)

Hiç yorum yok: