
tıpkı bugünlerde olduğu gibi, bir "besi sığırı" gibi yaşadığım bir dönem olmuştu.
tıpkı bugünlerde olduğu gibi, hiçbir şey yapmadan öylece duruyordum. anlamadan bakıyor, ses çıkarmadan konuşuyordum. geviş getiriyordum yani. anlıyor musun bunu?
besiye çekmiştim kendimi. kamudan kaçıyordum, tıpkı bugünlerde olduğu gibi. kamudan korkuyordum. onun söyledikleri, yaptıkları anlaşılmaz geliyordu. tıpkı bugünlerde olduğu gibi, anlıyor musun bunu?
tıpkı bugünlerde olduğu gibi, beni seven insanlar vardı ve kamuya dahil değillerdi. yaşadığım yere gelirlerdi. ahırıma yani. korkuyla karışık bir saygıyla dinlerlerdi beni. saygıyla karışık korku da diyebilirsin.
ben koltukta otururdum, onlar kanepede. asla yalnız gelmezlerdi çünkü. tek kişilik yerlere sığamayacak kadar kalabalık olurlardı çünkü. gelemezlerdi. dedim ya, saygıyla karışık korku işte.
işte o zaman yaşadığım yer hayvanat bahçesine dönüşürdü. bana kabuklu yemiş atarlardı. parmaklarıyla gösterirlerdi beni arkadaşlarına ve anlatırlardı:
"bak bu türünün son örneği bir besi sığırı. artık kalmadı böylesi. bu türdeki sığırın en tipik özelliği, kendisini ahıra kapatıp hiçbir şey yapmadan durmayı becerebilmesidir."
kamuya dahil değillerdi ve beni severlerdi. ve ben hâlâ hiçbir şey yapmadan durmayı becerebiliyorum. mö.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder