vurun ulan vurun vurun, ben kolay ölmem





belki de saçma sapan bir kişisel motivasyon bokudur bilmiyorum ama hakikaten superman olduğuma inanmaya başladım.

"senin yerinde başkası olsaydı, şu son bir aydır olup bitenler karşısında bu kadar sakin kalması mümkün değildi. çoktan soluğu bir viyadükte, boğaz köprüsü'nde almıştı. hiç olmadı, kör bir jileti bileklerinde gezdirmeye başlamıştı" diyorum kendi kendime.

* * *

zaten tüm bunların en büyük getirisi iç sesimi daha da kalabalık bir hale gelmesi oldu. "herkesin derdi kendine yetiyor, kimsenin kafasını sikmenin gereği yok" diye diye iç sesim bir belediye otobüsü kalabalığına dönüştü. her kafadan da bir ses çıkıyor. kimisi cılız, kimisi güçlü.

* * *

yine de insan dayanamıyor bazen işte. en yakınındakileri bunaltacağını bilerek de olsa iç ses dışarı kaçıyor bazen. konuşuyor da konuşuyor...

* * *

hastane günleri... annem, abim gibi sevdiğim bir adam, ben... sonu gelmeyecek gibi hissediyor insan. saçma ama öyle. oysa öyle ya da böyle muhtelif sonlar mevcut.

* * *

galiba "zayıf" bir maneviyata sahip olmak böyle günlerde daha çok tesir ediyor insana. bir şekilde bir yere bağlamak istiyorsun ama havada kalıyor çoğunca. böyle zamanlarda ister istemez kendisine soruyor insan: "böyle olmasaydı acaba daha mı farklı olurdu her şey..."

bir soru tümcesi de değil aslında bu.


* * *

vazgeçemeyeceğimi düşündüğüm yalnızlığın beni bu kadar bunaltmaya başlaması ne tuhaf. neden böyle oldu? yaşlanıyor muyum, ondan mı?

* * *

oğuzcuğum atay da böyle bir dönemde mi günlük tutmaya başlamıştı? "canım insanlar sonunda bana bunu da yaptınız" aşamasına mı gelmiş bulunuyorum acaba.

* * *

ameliyat psikoloji böyle bir şey galiba. 3-4 saat sürecek olsa da basit bir operasyonu bile dramatize ederek büyüttüm içimde. sanki yarın hayatımın son günüymüş gibi bu satırları yazıyorum. o kadar salakça ki. ama öyle işte. ne yapalım yani birader. nereye kadar "yokmuş gibi" yapabilirim.

* * *

beşiktaşımın maçının ameliyat saatiyle çakışması da çok ironik oldu. "iki elim kanda da olsa beşiktaşımı izlerim" diyordum. al, izle bakalım sıkıysa şimdi de.

* * *

dostluk çok değerli bir şey.


* * *

çok yoruldum.

* * *

- gidelim olric.

- gidelim efendimiz.


* * *

7 yorum:

Didem dedi ki...

Hafız, sen gerçekten bir süper kahramansın. Çok dayanıklısın, sabırlısın; bazen çok inatçı ve huysuz da olabiliyorsun. Ama sen bizim en iyi arkadaşımızsın. iyi ki varsın. Çok duygusala bağladım, neyse.. Kedican görüsürüz..

Sercüment Pekyaşar dedi ki...

size ne kadar teşekkür etsem az hafız, biliyorsun. iyi ki var olan sizsiniz...

kağıt faresi dedi ki...

seni çok seviyoruz süperman, merak etme "herşey çok güzel olacak"

Sercüment Pekyaşar dedi ki...

umarım öyle olsun soluk...

Adsız dedi ki...

Yazılarınızı okudum. Çok karamsarsınız. Hayatınızı da böyle yaşıyorsanız; bunu ancak bir kahraman aşabilir.

Sercüment Pekyaşar dedi ki...

evet, "bu tam superman'e göre bir iş" sözü bu nedenle söylenmiş olabilir. boşuna süper kahraman değilim yani.

Adsız dedi ki...

HAHA..IYI MOTIVASYON..